Bir sporcu
3/11/2005 -
MANTIK ve FELSEFE
Örneğin: "isbata çalışılan şeyi doğru varsayma";yani kendisi isbata muhtaç bir şeyi, başka bir şeyin isbatına dayanak olarak kullanmak; mantığa değil, mutlaka inanca çağrı yapmak zorunda kalır. "Tabiat-üstü" savunucuları, argümanlarda varolan bir kuvveti, her nasılsa kendilerinin görebildiğini, fakat bu kuvveti algılamak için "inanç"ın bir önşart olduğunu öne sürerler. Yani, "tabiat-üstü"nün varlığı için öne sürülen argümanların mantık kuralları açısından geçerli olmayabileceğini (dolayısiyle inanmayan bir insanı ikna etmeyeceğini), fakat inanmış olsa bu argümanların kuvvetini göreceğini iddia ederler. Bu yaklaşımın irrasyonelliği aşikardır. Bir fikrin doğruluğu, ancak onun doğruluğunu isbat eden deliller ortaya konduktan sonra kabul edilebilir. Bir fikri önce kabul edip, sonra onu isbat edecek delil aramak anlamsızdır; böyle bir tavır, birazdan sokuşturulacak bir mantıksızlığı gizlemek için yapılmış bir elçabukluğundan başka birşey değildir. Bu, rasyonellik değil, rasyonelizasyondur. Bu argüman, öne süren insanın herhangi bir psikolojik ihtiyacını tatmin ediyor olabilir; fakat, rasyonel olmaktan uzaktır. Rasyonel bir izah, bilinenden bilinmeyene doğru kavramsal bir köprüdür; bilinmeyeni, bilgi sisteminde mevcut bilinenler yoluyla anlayarak onu bilgi sistemi içine bir bilinen olarak bütünleştirmektir. Bir bilinmeyeni başka bir bilinmeyenle ("tabiat-üstü"yle) izaha kalkışmak, o konuda herhangi bir izahın hiçbir zaman mümkün olmayacağını iddia etmekten veya zihin sağlığından yoksun olmaktan başka birşey değildir.
Mistizm nedir? Mistizm, kişilerin duyularını ve aklının dışında olan veya onlara karşı olan, kanıtsız ve delilsiz iddiaların kabul edilmesidir. Mistizm içgüdü, içine doğma, ilham gelmesi veya herhangi bir tip öylesine biliyor olma gibi bazı duyusal olmayan, akıldışı, tanımlanamayan, belirsiz bilgilere sahip olma iddiasıdır.
Akıl realitenin algılanmasıdır ve tek bir aksiyoma dayanır: A=A
Mistizm ise, içinde yaşadığımız realite dışında bir başka realite iddiasındadır. Mistizm doğa üstüdür ve bir tür doğal olmayan, doğaüstü yolla algılanır. Yani, insanın yaşama hakkından soyutlamak isteyenler:"ceninin" hakkını talep ediyorlar!
Akıl insan duyularınca sağlanan materyali algılayan, tanımlayan ve onu işleyen melekedir. Mistizm duyusal olmayan bir bilgi elde etme yolu iddiasıdır.. Mistizmin önerisi: " Pes edin, aklınız yetersizdir, hayat sadece bir sığınaktır." Mistik: acıdan, cezadan ve ölüm korkusundan kaçar. Objektivist ise: Mutluluğu başarmak, ödüller kazanmak ve mutluluğunu yaşamak için koşar. Aklın sınırlı olduğunu, bizi dayanılmaz çelişkilere götürdüğünü, bizim algıladığımız herşeyin bir illizyon olduğunu ve bizim realiteyi veya "olayları olduğu gibi" asla algılayamayacağımızı iddia eden mistiklerin, akıldışı ahlak anlayışları, işte bu nedenle uygulanamaz ve uygulanamamaktadır. Aklı savunur görünen, fakat aklın altını oymaktan başka bir amaçları olmayan yeni mistiklere göre: insan asla kendini düşünmemelidir. Onlara göre bir davranış ancak bir görev hissiyle yapılırsa ve ondan maddi veya manevi herhangi bir fayda elde edilirse, davranışınız artık ahlaki değildir. Bunlara göre insanların kendi çıkarlarını savunması kötü, başkalarının çıkarları için kendini feda etmesi iyi bir işdir. |
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/11/2005 -
Hint Felsefesi
Kurucusu Mahavira’ (İ.Ö. 599-527)dır. Jainistler, evrenin sonsuz ve canlı olduğuna, bir tanrı tarafından yaratılmadığına inanırlar. Reenkarnasyon ve Moksha'ya ulaşma inançları yönünden Budizm’e benzer. Her eylemden kaçınırlar, çünkü eyleme girmek karmamızı bozar. Eylemde bulunmak için maskeler takılır savıyla buna karşı çıkarlar. Karşı çıktıkları yedi temel maske vardır.1-Kocalık 2-Kadınlık 3-Statü 4-İktidar 5-Saygılı olma 6-Terbiyeli Görünme 7-Ahlaklı olma Jainistler, 'ahimsa' (acı vermemek) ilkesine çok önem verirler. Bu ilkeye göre; hiçbir canlı varlılığına zarar vermemeye çalışan Jainistler, nefes alıp verirken bile herhangi bir canlıyı öldürmemek için ağızlarına maske takarak dolaşır; katı ve kesin bir vejeteryan yaşam sürerler. Bir yere oturacakları zaman herhangi bir karınca veya böceği ezmemek için yanlarında taşıdıkları süpürge ile oturulacak yeri süpürürler. Jainistler, Shvetambara ve Digambara adında iki büyük mezhebe bölünmüştür. Digambara mezhebindekiler çok katı ve kesin bir tutum içindedirler, 'gök elbisesi' anlamına gelen isimlerinin hakkını vererek tamamen çıplak olarak gezerler. Bu, maddi olan tüm şeylerden uzak durulması anlamına gelir. Bu uygulamayı günümüzde de sürdüren Jainistler genellikle manastır ve tapınaklardan dışarıya pek çıkmazlar. |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/11/2005 -
Basarlı Olanlar Ve Profosyeneller
Başarılı Olanlar ve Olmayanlar...
Başarılı insan daima çözümün bir parçasıdır ; Başarısız insan daima sorunun bir parçasıdır. Başarılı insanın her zaman bir programı ; Başarısızın ise her zaman bir mazereti vardır. Başarılı insan her soruna bir çözüm bulur ; Başarısız her çözümde bir sorun görür. Başarılı insan en olumsuz durumda bile bir çıkış noktası görür ; Başarısız ise en olumlu durumda bile engeller bulur. Başarılı insan "Zor olabilir, ama imkansız değil" der ; Başarısız "Mümkün olabilir ama çok zor" der. Başarılı insan evrenin uçsuz bucaksız olduğunu bilir ; Başarısız insan evreni kafasının büyüklüğü kadar sanır.
Profesyonel Olanlar ve Olmayanlar Profesyoneller, görev tanımlarında geniş bir sorumluluk hissi taşırlar, profesyonel olmayanlar, sadece o şirkette çalışırlar. Profesyoneller bir sorunun üzerine giderler, profesyonel olmayanlar sorunun etrafında dolaşırlar. Profesyoneller, "Bu işi yapmanın daha iyi bir yöntemi olması gerekir", Profesyonel olmayanılar "Bu şirkette işler hep böyle yapıla gelmiştir" der. Profesyoneller "Araştırıp bulalım", profesyonel olmayanlar "Kimse bilmiyor" der. Profesyoneller hata yapınca "Yanılmışım", profesyonel olmayanlar ise "Benim bir kabahatim yok" der. Profesyoneller dinler, profesyonel olmayanlar konuşma sıraları gelinceye kadar bekler. Profesyoneller kaybetmekten pek korkmazlar, profesyonel olmayanlar sanki kazanmaktan korkarlar. Profesyoneller çok çalışır ve boş vakitleri vardır, profesyonel olmayanlar yapılması gerekene vakit ayıramayacak kadar meşguldürler. Profesyoneller söz verir, profesyonel olmayanlar vaat eder. Profesyoneller, "İyiyim ama gerektiği kadar değil", profesyonel olmayanlar, "Kötüyüm ama başkaları benden kötü" der. Profesyoneller izah, profesyonel olmayanlar ima eder.
__________________
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/11/2005 -
ciceklerin dili
AÇELYA : Nefse hakimiyet. AÇELYA HİNT : "Gerçek şu ki, herşey bitti!" ADAÇAYI Eşler arasında "Biz iyi bir aileyiz" mesajıdır. AKASYA (PEMBE VEYA KIRMIZI) Güzellik, zerafet ve incelik; "Seni beğeniyorum." AKASYA (BEYAZ) Dostluk; "Bizimki temiz bir sevgi, belki biraz arkadaşça..." AKASYA (SARI) Platonik aşk, isimsiz aşık.. ANANAS "Sen kusursuz birisin!" ARDIÇ "Seni koruyacağım!" AYÇİÇEĞİ (ÇİÇEK OLARAK) "Sana tapıyorum!" BADEM "Aşkımızın sürmesini ümit ediyorum." BİBERİYE Anma ÇAN ÇİÇEĞİ "Aşkımıza sadakatle bağlıyım!" ÇİNGÜLÜ "Zarif ve çok güzelsin!" ÇUHA ÇİÇEĞİ "Çok güzelsin." |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/11/2005 -
Ying Yang Hikayesi
Uzuuun zamanlar once bir adam yaşarmış Japonlar savaş zamanına ha girdiler ha girecekler. Bu yaşlı adamın bir de gençten oglu varmış fakir hanelerinde tek at varmış. Oğlu atı tımar ederken At kaçıvermiş bunu duyan meraklı komşu gelmiş vaaah vaaah çok üzüldüm demiş. Fakir adam kim bilir ne iyidir ne kötüdür diyerek ne sevinme nede üzülme göstermemiş. Kaçan At yanında sürü ile Atlarla dönmüş, Komşu gelmiş ülkenin en fakiri iken bu 100 lerce at seni en zenginlerinden bir yaptı demiş. Yaşlı adam kim bilir ne iyidir ne kötüdür diyerek ne sevinme nede üzülme göstermemiş. Oğlu yabani olan bu atları terbiye etmeye çalışırken düşmüş ve ayağını kırmış. meraklı komşu gelmiş vaaah vaaah çok üzüldüm demiş. Yaşlı adam kim bilir ne iyidir ne kötüdür diyerek ne sevinme nede üzülme göstermemiş. Bir sonraki gün ülke savaşa gidiyormuş gençten eli silah tutabilecek herkezi alıyorlarmış yaşlı adamın evine gelmişler senin oglun gelsin demişler bakmışlar ki oğlunun ayağı kırık 100lerce attan sadece 10 tanesini alıp gitmişler adam dönmüş komşusuna gordunmu demiş kim bilir ne iyidir ne kötüdür diyerek ne sevinme nede üzülme göstermemiş. Yani "Her iyi olayın ardında az da olsa Bir Kötülük yatar, Her Kötüde ufakta olsa iyi bir nedendendir. Ying Yang" dir. (Savaşa giden kimse ama kimse sağ dönmemiştir. bunun nedenlerinden biride) Japonlar Total War anlayışına mensuplardır. Yani ordular karşısında tek bir adam dahi kalsa sonuna kadar savaşırlar... |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
bu blog ultima oyniyan ve tofasta oynayan bir basketbolcunun sayfasi girmeden once hazirlik olun |
|